Antalya, dünyaca ünlü plajları ve antik kentleriyle tanınsa da, şehrin kalabalık rotalarının dışında kalan birçok az bilinen gezi noktası barındırır. Doğayla iç içe, sessiz ve otantik deneyimler arayan turistler için bu gizli rotalar Antalya’nın bambaşka bir yüzünü sunar.
Side yakınlarında yer alan Lyrbe Antik Kenti, çam ormanlarıyla çevrili, oldukça sessiz bir arkeolojik alandır. Taş döşeli yolları, agora kalıntıları ve doğayla bütünleşmiş yapılarıyla tarihi ve doğayı bir arada görmek isteyenler için idealdir.
Aspendos ve Perge kadar bilinmeyen Sillyon, yüksek bir tepe üzerinde konumlanır ve etkileyici panoramik manzaralar sunar. Surlar, stadyum ve kilise kalıntılarıyla antik kent gezilerini seven ama kalabalıktan kaçınan turistler için mükemmel bir duraktır.
Geyikbayırı yakınlarında bulunan Uçansu Şelaleleri, Antalya’nın en az bilinen doğal güzelliklerinden biridir. Özellikle ilkbahar ve kış aylarında debisi artan şelaleler, doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için oldukça uygundur.
Her ne kadar Sapadere Kanyonu bilinse de, kanyonun ana güzergâhı dışındaki alternatif yürüyüş yolları çok daha sakin ve keşfedilmemiştir. Bu bölgeler, kalabalıktan uzak doğa deneyimi yaşamak isteyenler için idealdir.
Döşemealtı bölgesinde yer alan Suluin Mağarası, Türkiye’nin en derin mağaralarından biri olarak bilinir. Ziyarete açık üst bölümü bile oldukça etkileyicidir ve macera turizmi ile ilgilenen gezginler için farklı bir deneyim sunar.
Alanya yakınlarında bulunan Gedevet Yaylası, yazın serin, kışın ise sessiz ve huzurlu bir atmosfere sahiptir. Taş evleri, temiz havası ve geleneksel yaşam tarzıyla yerel kültürü yakından tanımak isteyenler için ideal bir duraktır.
Bu gizli rotalar, ziyaretçilere daha sakin, daha özgün ve daha kişisel bir seyahat deneyimi sunar. Kalabalık tur programlarının dışında kalan bu noktalar, Antalya’nın gerçek ruhunu keşfetmek isteyenler için eşsizdir.